Şehrin ortasında filizlenen piramit


Çocukluğumda büyüklerin güzel ahlak üzerine verdiği öğütler arasında doğaya ve hayvana saygı ilk sırada yerini alırdı. İlk doğaya saygı kuralını da rahmetli büyükannem öğretmişti. Evlerinin bahçesinde oturduğumuz bir gün etraftan topladığım otları biraz sonra bir köşeye attığımda şu cümleyi söylemişti: “Sıkılıp bir kenara attığın bu otları niye kopardın? Bak bunlar Allah diye zikrediyordu. İşine yaramayacaksa otları koparma, bırak zikirlerini yapsınlar.” Her kar tanesinin bir melek tarafından bırakıldığını, hayvanların Allah’ın dilsiz kulları olduğunu, otların her rüzgar estikçe “Huu!” çektiğini öğrenmek çocuk kalbimde tabiatla kurduğum ilk manevi bağdır. Anadolu’da tabiatı korumak için bitki ve hayvanlara kutsallık atfedilmesi bu yüzden çok kıymetlidir. Belki de zaman içinde tabiatla ve hayvanlarla aramızdaki o manevi bağ zayıfladıkça doğaya verilen zarar da büyüdü.

MANİFESTOSU OKUNDU

Geçtiğimiz hafta Sabancı Üniversitesi Sabancı Müzesi (SSM)bahçesindeki “Yaşayan Piramit”e adını bilmediğim kırmızı bir kır çiçeğini ekerken çocukluğumu hatırladım. Macar kökenli Amerikalı sanatçı Agnes Denes’in Yaşayan Piramit adlı bu eserinin tohumları ekilirken aynı zamanda yazar Buket Uzuner tarafından da sanatçının 1969 yılında kaleme aldığı manifestosu okundu. “… Yaratıcı unsurların birbirleriyle ilişkisini anlamak ve yorumlamak: İnsan ve insan, insan ve tanrı, insan ve doğa, doğa ve doğa, düşünce ve düşünce, sanat ve sanat arasında…” diye devam eden sanatçının bu manifestosu ise müzede kalıcı eserler arasında yer alacak. Sergi 29 Ocak 2023’e kadar müzenin bahçesinde görülebilir.

BUĞDAY TARLALARI İŞİ

Agnes Denes doğa ve insan ilişkisi üzerine önemli çalışmalara imza atmış yaşayan önemli sanatçılardan biri. 1931 doğumlu sanatçının en bilinen işi ise New York’ta İkiz Kuleleler’in hemen yanı başında ektiği buğday tarlaları. Toplumda açlık, israf ve ekojik sıkıntılara karşı dikkat çekmek için eserler üreten sanatçının 1982 yılında şehrin ortasında balçıklı bir bölgede ürettiği işi hâlâ hafızalarda. Buğday Tarlaları adlı bu çalışmasının daha sonra bir grup gönüllü tarafından hasadı bile yapılmış ve elde edilen buğday yoksul ülkelerdeki insanlara gönderilmiş. Toplumsal kaygılara dikkat çekmeyi yaptığı işlerde öne çıkaran sanatçının son 40 yılda ürettiği işler aynı zamanda ekoloji ve felsefe arasındaki ilişkiyi de sorguluyor. Denes, doğal malzemeler kullanılarak “Yeryüzü Sanatı” ve “Arazi Sanatı” yapan ilk sanatçılar arasında. Bugün doğayla ilgili dünyanın dört bir yanında eserler üreten sanatçıların bir anlamda 60’lı ve 70’li yıllarda ortaya koyulan işler ilham perisi olmuş. Sanatçının Museum of Modern Art olmak üzere dünyada 40’ın üzerinde müzede koleksiyonları bulunuyor.

SSM Müdürü Nazan Ölçer de serginin açılış konuşmasında sanatçıyla ilgili şu önemli bilgileri paylaştı: “Sanatsal pratiğinin 1960’lardaki erken dönemlerinden itibaren dünyanın dört bir yanındaki müze ve galerilerde yüzlerce sergiye katılmıştır. Büyük ölçekli çevresel projelerinin yanı sıra, Denes’in çizimleri, resimleri ve üç boyutlu eserleri dünyanın birçok büyük kurumunun koleksiyonlarında yer alıyor. ‘Yaşayan Piramit,’ Türkiye’de sergilenen ilk eseri olacak. 10 Eylül’de katılımcıların bitki ekimiyle üretim süreci tamamlanan ‘Yaşayan Piramit’imiz, binlerce tohum çimlere ve çiçeklere dönüşürken büyüyecek, biçim ve renk değiştirecek. Sanatçının arzusu doğrultusunda bu sergi için özel olarak üretilen, mermer üzerine yazılı ‘Manifesto’ ise bahçenin artık kalıcı bir parçası olarak koleksiyonumuzda yerini alacak.”

ÇEVRE BİLİNCİ VERMEK İÇİN

Verilen bilgiye göre Agnes Denes’in ‘Yaşayan Piramit’i, çevre bilincini, korumayı, sürdürülebilirliği ve çevre duyarlılığını teşvik eden eğitim programlarıyla da desteklenecek. Serginin açık olduğu süre boyunca çocuklar için de atölye çalışmaları olacak. Sergiden sonra ise Sakıp Sabancı Müzesi, Denes’in tabiata duyarlı yaklaşımını sürdürecek ve Yaşayan Piramit’te ektiğimiz bitkileri izleyicileri sahiplenmeye davet edecek. Böylece anıt, dağılıp yok olmak yerine, onu paylaşacak topluluğun sahiplendiği küçük parçalar üzerinden farklı adreslerde yaşamaya devam edecek. Denes’in bahçedeki ‘Manifesto’su ise, bu eserin oluşturulması için bir araya gelen topluluğu ve ‘Yaşayan Piramit’i ileride hatırlatmaya devam edecek.

 

İstanbul’a özgü bitkilerden oluşan pramit

  • Çevre ile doğa arasındaki bağı güçlendirmek için yola çıkan ve çevre dostu işleriyle dikkat çeken sanatçı Agnes Denes’in Yaşayan Piramit’inin hikayesi geçmiş yıllara uzanıyor. Yaşayan Pramit ilk olarak New York’ta 2015 yılında Socrates Heykel Parkı’na daha sonra ise 2017’de Nordstadtpark’a inşa edilmiş. İstanbul’da ise dört ton topraktan inşa edilep piramitin her bir yüzeyindeki bitkiler güneşe göre seçildi. Ülkemizdeki yerli tohumlar ve bitki örtüsüne uygun tohum ve fideler ekildi. Yaklaşık 600 türde iki bin adet bitki ve çiçekten oluşan Yaşayan Piramit sergilendiği sürede mevsim şartlarına göre filizlenip çiçek açacak. Gökyüzüne doğru dokuz metrelik bir kavis çizen piramit şehir ve doğa ilişkisi üzerine düşünmeyi önemseyen herkesi bekliyor.

Görsel felsefe üzerine düşünceler

  • Yaşayan Piramit’i bir anlamda dev toprak heykel olarak tarif edebiliriz. Doğal malzemeyle üretilen ve farklı döngülerde varlığını sürdürecek bir eser. Yaşayan Piramit aynı zamanda Arazi Sanatı’nın en iyi örnekleri arasında sayılabilir ve doğal yaşam döngüsüne dikkat çeken bir çalışma olarak tanımlanabilir. 1960’lı yıllardan itibaren sanat yoluyla felsefik düşünmeye davet eden Agnes Denes, “Görsel Felsefe” adını verdiği kuramıyla biliniyor.
  • Toz Kitabı: Zamanın Başlangıcı ve Sonu ve Sonrası , İnsan Argümanı ve Şiir Yürüyüşü Yansımalar adlı kitapları ise sanatçının yazdığı eserler arasında yer alıyor.
  • KAYNAK YENİ ŞAFAK PAZAR 18 Eylül 2022 https://www.yenisafak.com/hayat/sehrin-ortasinda-filizlenen-piramit-3858946

    Agnes Denes’in “Yaşayan Piramit”i Sakıp Sabancı Müzesi’nde sanatseverlerle buluştu.

Ayşe OlgunAuthor posts

Avatar for Ayşe Olgun

Erzurum’da doğdu. İlkokulda resimle, lise yıllarında yazıyla, üniversitede şiirle kendini anlattı ve bol bol gezip, fotoğraf çekti. İlkokulda dedektif, ortaokulda yazar, lisede dünyayı gezmeyi hayal etti. 1996 yılından bu yana gazetecilik yapıyor: yazıyor, çiziyor, araştırıyor, geziyor.

Yorum yok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.