Kuru fasulye sevenler için sanat başkadır


 

“Sanat galerim Sultanahmet’te iki restoranın arasındaydı. Restoranların tabelalarında çeşit çeşit kebap resimleri vardı. Restoranlar dolup boşalıyor ama benim galerime ne gelen var ne giden.Ben de bunun üzerine bir kuru fasulye tablosu yapıp galerinin önüne koydum.Kuru fasulye tabağıyla halkı sanata davet ettim yani. Çünkü bizim toplum için kuru fasulye her şey, sanat hiçbir şeydir.”

İMALAT HATASIYDIM

Bu sözler geçtiğimiz pazartesi günü Taksim Kültür A.Ş Sanat Galerisi’nde “İç Harp’ten Kuru Fasulye’ye” adlı sergisini açan ressam İlhami Atalay’a ait. Atalay yıllarca hem sanat camiasından hem de dindar kesimden veto yemiş bir isim. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi’ni kazandığında babasını mimar olacağım diye ikna ederek İstanbul’a gelmiş. Ama öğrencilik yıllarında çok zorluk çekmiş. “Beni hocalarım imalat hatası olarak gördü” diyen Atalay hocalarıyla sanat anlayışı yüzünden neden ters düştüğünü şöyle anlatıyor: “2.Abdülhamit ‘bu millet sanatkar bir millettir, yerli ve milli sanatın yeniden doğması lazım’ diyerek bir ferman yayınlamış. Ama bu fermanla kurulan akademiyi daha sonra putperest merkezine çevirmişler. Yayınladığım manifestolarla bu anlayışı eleştiriyor ve kendi sanat anlayışımı ortaya koyuyordum. Bu da hocaları rahatsız ediyordu.”

Kendisine o dönemler okulun bölüm başkanı olan Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun sahip çıktığını söyleyen Atalay, okulu bitirdiği yıl yine onun sayesinde Berlin’de burs kazanmış. Ama eğitimini tamamlayıp geri döndüğünde yine yüzüne kapılar kapanmış.
“Bedri Rahmi mert adamdı insanı fikirlerinden yargılamazdı. Ama ülkeme döndüğümde hocam vefat etmişti. Neşet Günal ve ekibi beni çeşitli entrikalarla okula almadı. Türkiye’de akademisyenler piyasayı da yönlendirir. Bu da Türk resim sanatının talihsizliğidir diyelim. Bu yüzden ne akademisyen olabildim ne de sanat galerilerinde sergi açabildim. Mecburi hizmetim olduğu için yurt dışına da gidemedim “ diye o günleri anlatıyor.

Anadolu’nun değişik şehirlerinde Sümerbank gibi çeşitli devlet kurumlarında çalışan ancak 12 Eylül döneminde sakallı diye devlet memurluğundan da atılan Atalay bu defa Sultanahmet’te bir sanat galerisi açmış. Ancak o sanat galerisi de geçtiğimiz yıl kapanmış. Bu yüzden herkese biraz kırgın ve küskün şunları söylüyor:“Beni belediyeler konferans vermeye çağırıyor. Gidiyorum yaptıkları çalışmalarla ilgili broşürler basmışlar. Alttan ısıtmalı hayvan barınakları bile yapmışlar. Ama biz sanatçıların hayvanlar kadar bile kıymeti yok. Diyorum ki bu kadar bina dikmişsiniz, binalara bakıyoruz.Burada bir müze açın haftada bir gelip ders vereyim halk bina dışında biraz da resim görsün. Halkın gördüğü tek resim restoranlardaki kebap ve etraftaki binalar.”


SANAT VE ALEMLER

Sergiyi birlikte geziyoruz. Sergiye ismini veren İç Harp tablosunu 1973 yılında yapmış yanında duran Kuru Fasulye tablosunu ise 2014’de. 26 eserin yer aldığı sergide hamsi gözlerinden yola çıkarak ortaya çıkardığı muhteşem bir serinin hikayesini anlatıyor: “Hamsi kafalarını karşıma aldım ve onların gözlerinden bu stili geliştirdim. “Hamsi ve Dinamizm” diye bir sergi de açtım. Bu stil ilerleye ilerleye yeni bir dizi oldu. Değişe değişe böyle bir seri ortaya çıktı. Senelerce bir konuda yoğunlaşmak gerekiyor ki o seri içindeki baş yapıtını yakalayasın.”

Hamsi gözlerinden ilham alarak oluşturduğu Zikir serisinden Alemler serine geçiyoruz. Alemler serisinde insanı ilk bakışta vuracak bir eser ve etrafında ise onla alakalı/alakasız motifler yer alıyor. “Bu alemde insanın dışında çevresini kuşatan başka alemler var. Bu evrende insanın hayal kurarak iletişim kurduğu sesini kokusunu aldığı, gördüğü görmediği bütün varlıklarla yani başka alemlerle bağlantısı olduğunu görüyoruz. Böyle düşünürse insan alemlerdeki milyonlarca sanat eserini farkedip ortaya çıkarır” diyen Atalay bize resmin derinliğindeki büyük resmi de gösteriyor.

İnsanları yaptığı eserleriyle büyük düşünmeye davet eden İlhami Atalay bu alemde yalnız olmadığımızı bir kez daha renklerle hatırlatıyor. Küratörlüğünü İsmail Erdoğan’ın yaptığı sergi 15 Mart’a kadar açık. Sakın kaçırmayın.

‘İnanan insana yer yok’

Berlin’de duvar halıcılığı ve tekstil oljeleri üzerine ihtisas yapan İlhami Atalay, Berlin’de asistanlık teklifini “Milletim ve devletim beni burslu olarak okuttu onlara ihanet etmek istemiyorum” diyeret reddetmiş. “Bu akademinin çatışı altında Allah’a inanan insana yer yoktur” denilerek mezun olduğu Mimar Sinan Güzel Sanatlar’da akademik kadroya alınmamış. Memuriyetten atıldıktan sonra bir halı firmasında desinatörlük yapan Atalay, bir yandan da resim çizmeye devam etmiş. Yahudi bir iş adamının 22 yağlıboya tablosunu alması üzerine 1984 yılında Gülhane’de ilk atölyesini açmış. Bu atölyede yaptığı resimler sayesinde dünyanını dört bir yanına tablo satmış. “Hem de istediğim gibi yerli ve mille tablolarımı sattım. Dünyanın Her yerinde galerilerde benim Fadime, Temel, Hamsi, Akıncılar serilerim var” diyor.

KAYNAK YENİ ŞAFAK 2017 https://www.yenisafak.com/gundem/kuru-fasulye-sevenler-icin-sanat-baskadir-2619836

Ayşe OlgunAuthor posts

Avatar for Ayşe Olgun

Erzurum’da doğdu. İlkokulda resimle, lise yıllarında yazıyla, üniversitede şiirle kendini anlattı ve bol bol gezip, fotoğraf çekti. İlkokulda dedektif, ortaokulda yazar, lisede dünyayı gezmeyi hayal etti. 1996 yılından bu yana gazetecilik yapıyor: yazıyor, çiziyor, araştırıyor, geziyor.

Yorum yok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.