Arkeoloji alanına yerli ve milli hamle


Türk Arkeoloji Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ortaklığında, Avrupa Birliği’nin desteğiyle hayata geçiriliyor. Böylece bugüne kadar sekiz yabancı estitünün faaliyet gösterdiği Anadolu topraklarında ilk kez kendi enstitümüz de yer alacak. Türk arkeoloji ekolünü geliştirmek ve etkin kılmak için kurulan enstitünün çeşitli kurullarında, alanlarında ihtisaslaşmış Türkiye ve Avrupa’dan 430 kültür, sanat ve bilim insanı görev alıyor. Bu çalışmalar, içinde enstitü merkezi, Türkoloji İhtisas Kütüphanesi, etkinlik alanları ile Arkeometri Laboratuvarı da bulunan Gaziantep’teki Kendirli Kompleksi’nde yürütülecek.123 yıllık geçmişiyle tarihteki önemli olaylara tanıklık eden tarihi Kendirli Kompleksi 1920-1921 yılları arasında 10 ay süren Antep Kuşatması sırasında ‘siper’ olarak kullanıldıktan sonradan sinema, halkevi ve öğretmenevi olarak hizmet verdi.1933 yılında, Ramazan Bayramı’nı geçirmek üzere kente gelen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Gazianteplilere Kendirli Kilisesi’nin balkonundan seslendiği biliniyor. Kompleksin bahçesine tarihi dokuyu bozmayacak şekilde, tek katlı inşa edilen Arkeometri Laboratuvarı da tamamlandı.Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü, Arkeometri Laboratuvarı ile ülkemizdeki ‘saha yönetimi’ laboratuvarına sahip ilk enstitüsü oldu. Kullanıma hazır hâle gelen ve cihaz alımları tamamlanan laboratuvar, arkeometrik araştırmalarda analitik tekniklerin öğretilmesini destekleyecek. Merkez ile nitelikli bilimsel araştırmaları yürütme misyonunun yanı sıra ‘restorasyon’ ve ‘konservasyon’ birimleriyle çalışarak mevcut altyapıya katkıda bulunmak da hedefleniyor.Arkeolojik kazılardan elde edilen örneklerin yurt içinde analiz edilmesini sağlamak üzere tasarlanan Arkeometri Laboratuvarı, arkeometrik yayınlarla da Türk Arkeolojisini destekleyecek. Bu önemli çalışmayı Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü Projesi takım lideri Prof. Dr. Nevzat Çevik ve Arkeometri Laboratuvarı Sorumlusu, Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü Hakemli Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rânâ Özbal ile konuştuk.

Türk arkeoloji enstitümüzün olmaması en büyük eksiklikti

Akdeniz Üniversitesi Klasik Arkeoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Çevik enstitü hakkında sorularımızı cevapladı.

Ülkemizin ilk millî arkeoloji enstitüsü olan Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü’nün önemi nedir? Bu topraklarda yapılan arkeolojik çalışmalara nasıl bir katkı sunacak?

Neredeyse tüm yabancı ülkelerin millî enstitülerini 100 yıl önceden kurduğu bu topraklarda Türklerin arkeoloji enstitüsü olmaması, çok sayıda arkeoloji duayeninin de dile getirdiği büyük bir eksiklikti. Bazı üniversitelerde yakın zamanlarda açılan az sayıdaki enstitü ve merkez de genel ya da ulusal bir ihtiyaca yönelik değil, çoğunlukla bağlı oldukları kurumların lisansüstü eğitim programlarını veya araştırmalarını yürütmeye odaklıydı. Bakanlığın bu projesiyle, ilk kez ülkemize ait tüm ilgili kurumları ve bilim insanlarını destekleyecek ortak bir enstitü kurulmuş oldu. Bugüne dek büyük başarılar gösteren kurumları ve onları yücelten bilim insanlarını bir araya getirip ortak bir güç oluşturarak arkeoloji deryası olan Anadolu’da uluslararası saygınlıkta, ulusal bir enstitüyle büyük bir boşluğu doldurmak hedefleniyor. Bilimsel ve eğitsel çalışmalar yanında kültür, sanat, turizm, tanıtım ve kültür ekonomisi amaçlı çalışmaların da gerçekleştirileceği çok yönlü bu yapının altyapısı hazırlandı. Enstitüsü’nün odağında; Türkiye sınırları içindeki tüm uygarlıklar, eski çağlarla ilgili bilim alanları ile öncülü çalışmalardan farklı olarak Türk ve İslam arkeolojisi var. Mezopotamya, Ortadoğu, Trans Kafkasya, Balkanlar, Akdeniz, Karadeniz, Ege ve Orta Asya ile ilgili arkeoloji ve kültürel miras çalışmaları da Enstitü’nün ilgi sınırları dâhilinde.

Arkeoloji denildiğinde aklımıza çoğunlukla kazı çalışmaları geliyor ama Enstitü’nün faaliyet alanı bunun ötesinde görünüyor. Yakın zamanda hayata geçecek hangi çalışmalarınız var?

Kazı, arkeolojik araştırma yöntemlerinden sadece birisi. Oysa bunun ötesinde bilimsel, eğitsel, sosyal, kültürel ve sanatsal ilgilerden oluşan çok çıktılı büyük bir dünya var. Enstitü ile amaçlanan da bu görünen yüzün ötesine geçerek arkeolojinin odakta olduğu, Orta Doğu ve dünyaya bu alandaki yetkinliğimizi ve gelişimimizi gösterebileceğimiz bir kültür-sanat merkezi ortaya koymak.

MİLLİ ARKEOLOJİ ŞURASI GERÇEKLEŞECEK
Enstitü, öncelikle erken arkeolojik çalışmalara ait dijital bir arşivi paylaşıma sunacak, arkeometri laboratuvarı tam teşekküllü olarak devreye girecek ve yine buna paralel olarak ilk Millî Arkeoloji Şûrası gerçekleştirilecek. 2021 sonunda çeşitli eğitim programlarının hayata geçmesi, yayına hazırlanan 24 bilimsel kitap (Türkçe-İngilizce) ile Enstitü’nün yıllık bilimsel hakemli dergisinin ilk sayısının çıkması mümkün olacak. Bunun yanında “Ara Güler Arkeolojik Fotoğraflar Sergisi” ve “Anadolu Belgeseli” gibi sanat ve kültür etkinliklerinin de hazırlıkları sürüyor. Yakın zamanda çok güçlü bir web portal da tamamlandı. Şimdilerde hayata geçecek en keyifli olgu, Enstitü binasının mobilya ve donatılarıyla hizmete girmeye hazır olması.
Merkez olarak Gaziantep’in seçilme sebebi nedir?
Her işlemin uzaktan yapıldığı dijital yeni dünyada artık binaların hangi şehirde olduğunun bir önemi kalmadı. Öte yandan Gaziantep, Türkiye’nin en dinamik ekonomi ve turizm metropollerinden biri ve tüm ülkedeki çalışmalara destek ve servis verebilecek imkânlara fazlasıyla sahip. Kentin, içinde bulunduğu bölge Mezopotamya, İran, Akdeniz ve Anadolu’nun hem tarihsel hem de modern buluşma merkezi olarak binlerce yıldır arkeolojik yerleşimlere sahne oldu. Buna bağlı olarak da çok sayıda önemli arkeolojik kazı ve yüzey araştırması yürütülüyor. Bölge kentlerinde Türkiye’nin en önemli müzeleri ve çok sayıda üniversite bulunuyor.

Bilimde, kültürde ve sanatta yeni hamlelerin yapılması ve tüm Türkiye’ye yayılarak yükseltilmesi hedefli devlet politikasının bir sonucu olarak da başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere ilgili kurumlar Enstitü için Gaziantep’i tercih etti. Proje kapsamında belirlenen Ankara, İstanbul, İzmir ile yurt dışındaki Roma, Üsküp, Taşkent temsilcilikleri aracılığıyla çok geniş bir etkinlik coğrafyası belirlendi. Kaldı ki Vakfın yönetim merkezi zaten Ankara’da olacaktır.

Arkeolojide bir adım daha öne gideceğiz

Arkeometri Laboratuvarı Sorumlusu, Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü Hakemli Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Programı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rânâ Özbal ile ülkemizde ilk kez kurulan arkeometri laboratuvarında ne tür çalışmalar yapılacağını anlattı.

Enstitü faaliyetlerine ev sahipliği yapacak komplekse Arkeometri Laboratuvarı kuruldu. Bu laboratuvarda ne tür faaliyetler yapılacak?

Bu laboratuvardaki cihazlar arkeolojik malzemelerin analizleri ve konservasyonu ile ilgili çalışmalar yürütebilecek nitelikte. Mevcut cihazlarla malzemelerin element ve mineral kompozisyonunu rahatlıkla tespit edebileceğiz. Bazen bu tür bilgiler bize ham madde kaynakları ve dolayısıyla arkeolojik ilişkiler hakkında önemli bilgiler verebiliyor. Bu sayede insanlığın geçmişi hakkında değerli verilere ulaşmamız mümkün olacak. Ayrıca buluntuların korunmasında hâlihazırda restorasyon ve konservasyon laboratuvarlarının yaptığı çalışmaları pekiştiren ve kapsamlı ekipmanıyla çalışmaları yeni bir boyuta taşıyabilen bir merkez oluşuyor.

Bunun yanında merkezin ana faaliyetlerinden biri; gerek araştırmacılara gerekse mesela tez yazan öğrencilere arkeolojik malzemelerin karşılaştırmalı ve yoruma dönük analizleri konusunda destek olabilmek. Enstitü personeli bu konuda hem eğitici çalıştaylar düzenlemeyi hem de gelen öğrenci ve hocalara birebir destek olabilmeyi planlıyor. Yapılan çalışmaları yorumlayıp sonuçları bilimsel yayınlarda ve elbette ayrıca kamuoyu ile de paylaşmayı amaçlıyor.

MAĞARA RESİMLERİ DE CAMİİ ÇİNİLERİ DE SAHADA İNCELENECEK

Arkeometri Laboratuvarının ileriye dönük planları nedir?

Arkeometri Laboratuvarı sadece bu cihazlarla sınırlı kalma niyetinde değil. İlk hedef bir mobil laboratuvar kurarak, analizleri alanda yapabilecek teknikler ve cihazlarla donanmış bir ekipman ve ekip oluşturmak.Böylece portatif cihazlarla uzmanları kazı alanlarına getirip gerekli örneklemenin yapılabilmesi ya da laboratuvara getirilemeyen eserler, freskler, mağara resimleri ya da camii çinilerin sahada incelebilmesi amaçlanıyor.Gerekli adımlar atılıyor ve heyecanla bu aşamaların gerçekleşmesini bekliyoruz.

Böyle bir laboratuvarın Türkiye Arkeolojisine ne gibi katkısı olacak?

Türk Arkeoloji ve Kültür Miras Enstitüsü çatısı altında böyle bir laboratuvarın ve burada çalışan nitelikli bir kadronun oluşmasıyla, arkeologların arkeometri konusundaki sorularını yanıtlayabilen bir merkez doğuyor. Bazen arkeologların bile çıkan buluntuların hangi analizlerle incelenebileceği konusunda desteğe ihtiyacı olabiliyor. Aynı zamanda, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın arkeometrik çalışmalar konusunda irtibatta olabilecekleri ve karar verirken danışabilecekleri resmi bir laboratuvarın kurulması anlamına da geliyor.

KAYNAK 21 MAYIS 2021 YENİ ŞAFAK PAZAR https://www.yenisafak.com/hayat/arkeoloji-alanina-yerli-ve-milli-hamle-3634609

Ayşe OlgunAuthor posts

Avatar for Ayşe Olgun

Erzurum’da doğdu. İlkokulda resimle, lise yıllarında yazıyla, üniversitede şiirle kendini anlattı ve bol bol gezip, fotoğraf çekti. İlkokulda dedektif, ortaokulda yazar, lisede dünyayı gezmeyi hayal etti. 1996 yılından bu yana gazetecilik yapıyor: yazıyor, çiziyor, araştırıyor, geziyor.

Yorum yok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.